Mykonos’ta korsanlara karşı kurulan dar sokaklar ve efsaneler

Mykonos’un korsan labirenti: Chora ve Küçük Venedik
By Warren LeMay from Chicago, IL, United States - Mykonos Harbor, Mykonos, Greece, CC BY-SA 2.0, Link

Mykonos’un korsanlara karşı tasarlanmış labirent sokaklarını, Chora’nın tarihini ve Küçük Venedik’in sırlarını keşfedin. Efsaneler, rüzgâr ve mimari bir arada.

Yunan adası Mykonos’un bir fotoğrafına baktığınızda ilk göze çarpan şey, beyaza boyanmış evlerin girdap gibi kıvrılışı ve dolambaçlı, labirenti andıran dar sokaklar. Bu yalnızca görüntüden ibaret değil: O daracık geçitler, zamanında ada halkının korsanları atlatmasına yarıyordu.

Korsanlar Mykonos’u neden bu kadar sık mesken tuttu?

Mykonos, Ege’nin kalbinde, başlıca deniz yollarının kesiştiği noktada yer alır. Ticaret gemileri yakından geçerdi—doğal olarak akıncılar da. Bu özellikle Orta Çağ’da ve ardından Osmanlı döneminde, ada Venedik ve Türk hâkimiyeti arasında el değiştirirken belirginleşti. İşte o zaman korsanlık yakıcı bir tehdit haline geldi.

Ada halkı bir savunma geliştirdi: Başkent Chora’yı gerçek bir labirent gibi kurdular. Sokaklar dar, kıvrımlı, keskin dönüşlerle dolu—karaya çıkan yabancıları şaşırtmak için tasarlandı. Taktik işe yaradı; yabancılar yönünü kaybederken, yerliler her kaçış yolunu ezbere biliyordu. Şehir, yalnız içeridenlerin okuyabildiği bir haritayı andırıyordu.

Güzel ve bir o kadar işlevsel evler

ev, sokak, ağaçlar

Sokak planı bir başka meseleyi de çözdü: rüzgârı. Ege’de meltemi olarak bilinen serin ve sert yaz esintileri ansızın bastırabilir. Dar geçitler ve sıkışık yerleşmiş evler gölge ve rüzgârdan korunan küçük cepler yaratıyor, hem sıcağa hem de rüzgâra karşı sığınak sunuyordu. Bu, düşmana karşı korumayı günlük konforu feda etmeden sağlayan zeki bir şehircilikti. İklimi dengeleyen bir tasarım; insanın takdir etmemesi zor.

Ada halkının hâlâ andığı bir korsan

Mykonos’la anılan en bilinen isimlerden biri Manolis Mermelehas. Mesleği korsanlıktı; ancak anlatılarda bir kötücül figürden çok bir halk kahramanı olarak yer bulur. Türk gemilerine saldırdığı ve ganimeti yoksul ada sakinleriyle paylaştığı aktarılır; bu yüzden denizlerin Robin Hood’u diye anıldığı söylenir. Mezarı içinse merkezdeki küçük bir kilisenin işaret edildiği dillendirilir. Hikâye, acımasız bir zanaatın keskin hatlarını yumuşatıyor ama gerçeğini de inkâr etmiyor.

Küçük Venedik ve eski evlerin sırları

Bir başka ilgi çekici mahalle, denizin tam kıyısına sıralanmış, bir zamanlar denizci ve tüccarlara ait evlerden oluşan Küçük Venedik. Bazı kaynaklara göre bu yapılar, kimi evlerde gizli geçitler ve mahzenlerden yararlanılarak, yasaların etrafından dolaşıp malları gizlice taşımak için kullanılıyordu. Her tünelin gerçekten var olup olmadığı ayrı bir konu; fısıltılar artık mekânın parçası.

Kentte dolaşmak zamanda geri gitmek gibi

sokak, evler, insanlar, meydan

Bugün Chora adeta açık hava müzesi. Ziyaretçiler yalnızca plajlar için değil, adanın eski halinin hissini yakalamak için de geliyor. Bir zamanlar korsanlara siper olan aynı sokaklarda yürüyor; hatta bazı turlar “korsan” rotalarını takip ediyor. Tanıtım kendiliğinden oluşuyor, ama atmosfer yine de sahici hissettiriyor.

Tarihçilerin tümü sokakların yalnızca savunma amacıyla kurgulandığı konusunda hemfikir değil; yine de çoğu, böyle bir planlamanın zor zamanlarda işe yaradığını kabul ediyor. Hayatta kalma güdüsüyle yoğrulan yerlerde niyetlerin tek bir nedene indirgenmemesi şaşırtmıyor.

Hafızanın markaya dönüşmesi

Bugün korsanlara dair efsanelerle gerçek hikâyelerin iç içe geçtiği bir anlatı, Mykonos’un kimliğinin merkezinde duruyor. Küçük Venedik, Chora’nın labirenti, Mermelehas’ın öyküleri—tüm bunlar adayı yalnızca güzel kılmıyor; ona karakter de katıyor. Yolcular böylesi ayrıntıları seviyor, çünkü bir yerle bağ kurmayı kolaylaştırıyor.

Korsanlar çoktan çekip gitmiş olabilir; izleri ise sokaklarda, efsanelerde ve adanın belleğinde yaşamaya devam ediyor.