Çukotka’da Yılbaşı nasıl kutlanır: Pegytti’den 31 Aralık’a

Çukotka’da Yeni Yıl nasıl yaşanıyor? Pegytti’nin kış gündönümündeki ritüelleri, şamanların rolü ve 31 Aralık’la yan yana süren gelenekler bu yazıda. Keşfedin.

Rusya’nın en doğusunda, amansız rüzgârların, donmuş toprakların ve uzun gecelerin gündelik hayatı şekillendirdiği coğrafyada, Yılbaşı Moskova ya da Vladivostok’tan bambaşka yaşanıyor. Çukotka’da bayram, yalnızca gece yarısı çanı, süslü ağaç ve mandalina demek değil. Burada Yılbaşı, doğayla, ruhlarla ve atalarla kurulan bir bağ; yılın en karanlık anında hissedilen bir yenilenme zamanı.

En karanlık gecede kendilerine özgü Yeni Yıl

Çukçiler ve Çukotka’daki diğer Yerli halklar, kendi Yeni Yılları Pegytti’yi 21 ya da 22 Aralık’ta, kış gündönümünde kutluyor. O an, güneş ufkun en alçak noktasında, gündüz en kısa halinde olur. Sonrasında güneş geri dönmeye başlar ve yeni bir yaşam döngüsünün başlangıcını haber verir.

Pegytti takvimle değil, yıldızlarla belirlenir; adı, bir zamanlar yeni zamanın işareti sayılan parlak Altair yıldızıyla ilişkilendirilir. O gün aileler toplanır ve kibrit yerine özel bir tahta levha ile bir ip kullanarak, eski usulle ritüel ateşi yakar. Bu beceri kuşaktan kuşağa, babadan oğula aktarılır.

Ateş başında şarkılar söylenir, dans edilir; insanlar birbirine iyilik ve aydınlık diler. Ruhları öfkelendirmemek ve gelecek yıl desteklerini almak için deri kaselere yağ, donyağı ya da et konur. Bu pratiğin, sırf ritüel olsun diye yapılmadığı duygusu baskın; zararlıyı geride bırakıp yarına berrak bir zihinle adım atmanın bir yolu gibi.

Şamanların rolü

Bu kutlamalarda şamanın yeri ayrı. Yerel inanca göre ruhlarla iletişim kurabilen bu kişi, insanları yeni yılda nelerin beklediğini sezmeye, onları zarardan arındırmaya ve doğru yola yöneltmeye çalışır. Şamanlar yalnızca Yılbaşı’nda değil, köy ve topluluk yaşamının tamamında önem taşır; zor anlarda yardım eder, şifa ve öğüt sunar, doğanın işaretlerini dikkatle okur.

Çukotka’da dünyanın her şeyinin —karın, rüzgârın, hayvanların— canlı ve ruh sahibi olduğuna inanılır. Böyle bir bakış, doğaya karşı daha derin bir saygıyı kendiliğinden besler. Bu yüzden Yılbaşı yalnızca kutlama vesilesi değil, insanın kendini yaşamın bir sonraki döngüsüne ayarladığı bir eşik sayılır.

Yerine değil, yanında Ortodoksluk

Çukotka’da kasabalarda özellikle ayinlerin düzenlendiği Ortodoks kiliseleri de var. Yerel halk, Noel gibi kilise bayramlarını da gözetebiliyor. Bu, kendi geleneklerinden vazgeçtikleri anlamına gelmiyor; tam tersine, birçok kişi ikisini bir arada yaşatıyor ve bunda bir çelişki görmüyor.

Araştırmalar, insanların hem kilise ayinine katılıp hem de ateş başındaki ritüelde yer alabildiğini gösteriyor. Onlar için bunlar hayatın farklı yüzleri —manevi ve kültürel— ve yan yana, sürtüşmeden durabiliyor. Dışarıdan bakınca bu durumun çatışma değil, dengeli bir birliktelik doğurduğu izlenimi güçleniyor.

31 Aralık nasıl kutlanıyor

Elbette Çukotka’da 31 Aralık’taki alışıldık Yılbaşı da kutlanıyor. Kentlerde ağaçlar dikiliyor, konserler düzenleniyor, halka dansları yapılıyor, havaî fişekler patlatılıyor. Bu, derin ritüeller taşımayan, ülkece paylaşılan bir şenlik.

Dikkat çekici olan, birçok ailenin iki Yılbaşı’nı birden kutlaması: önce Pegytti, ardından takvimdeki tarih. Gelenekle modern zamanların, eskiyle yeninin hem pratik hem de mekânın ruhuna uygun bir biçimde iç içe geçmesi, buraya has bir gerçeklik hissi veriyor.

Bir aradalık karşıtlık demek değil

Çukotka, farklı kültür ve inançların birbirinin yoluna çıkmadan yan yana var olabildiği dikkat çekici bir yer. Kadim ritüeller değer görüyor, doğaya saygı sürüyor ve insanlar ülkenin bütünüyle birlikte yaşamın parçası olmayı sürdürüyor. Bayramın özü de galiba burada: geçmişle bağını hissetmek, ışığı karşılamak ve yıla açık bir yürekle başlamak.

Moskova gece yarısına son saniyeleri sayarken, Çukotka’da ateş başında şarkılar çoktan yükseliyor; geri dönecek güneş selamlanıyor. Bunda, Rusya’nın uzak kuzeydoğusuna özgü bir büyü var.