İran’da taarofu anlayın: ilk reddin ne demek olduğunu, misafirlikte ve takside nasıl davranmanız gerektiğini öğrenin. İran kültürü için kısa, pratik rehber.
Şöyle hayal edin: İran’ı ziyaret ediyorsunuz, ev sahibinize çay ikram ediyorsunuz; o ise üç kez nazikçe geri çevirip ancak sonra kabul ediyor. Bu ne tereddüt ne de kapris. İran kültürünün önemli bir parçası olan taarof devrede.
Taarof, etkileşimin kendine özgü bir biçimi; nezaket, saygı ve İran’da herkesin bildiği ortak toplumsal kuralların bir bileşimi. Biri zahmete gerek olmadığını söyleyerek ısrar ettiğinde bu, otomatik olarak gerçek bir reddi ifade etmez. Çoğu zaman bu, nazik bir formalite olarak okunur.
İşleyiş basit: biri teklif eder, diğeri geri çevirir, teklif yeniden gelir — ve biri kabul edene kadar döngü sürer. Taraflar, reddin her zaman kelimesi kelimesine alınmayacağını bilir. Mesele hayır demekten ziyade karşı tarafı gözetmek, takdir etmektir.
İran’da bir şeyi geri çevirmek, isteksizliği mutlaka göstermez. Özellikle yemek, hediye ya da yardım söz konusu olduğunda, kişinin başkasının cömertliğini kendiliğinden kabullenmediğini ifade eder. İlk teklifte kabul etmek fazla atak — hatta çıkar kolluyor gibi — görünebilir.
Yaygın pratik, teklifi bir iki kez geri çevirmek; tekrarlandığında teşekkür ederek kabul etmektir. Bu, görgü kuralı sayılır. Üstelik sadece misafirlikle sınırlı değildir. Bir dükkânda ya da takside de birinin bir şeyi ikram saydığını söylemesi mümkündür — buna rağmen ödemeniz beklenir. Bu da taarofun bir parçasıdır.
Taarof her yerde karşınıza çıkar: evde, sokakta, lokantada, iş yerinde. Ev sahibi sizi akşam yemeğine kalmaya davet eder; siz nazikçe geri çevirirsiniz; o yeniden ısrar eder. Ancak birkaç turdan sonra verilen bir evet, zarif sayılır — yazılı olmayan senaryoya da tamamen uygundur.
Ritüelin bir parçası olarak, taksi şoförleri bile bazen ücretin alınmayacağını dile getirebilir. Sizden gerçekten ödemeden gitmeniz beklenmez. Gelenek, önce nezaketi ortaya koymak ve hesabı sonrasında netleştirmektir.
Taarof yeni bir alışkanlık değil. Kökleri derin; İran toplumunun temel değerlerini — saygı, misafirperverlik ve tevazu — yansıtır. Başkalarını kendinden önceleyen, ilişkileri koruyan ve kimseyi zor durumda bırakmayan yazılı olmayan bir kod gibi düşünülebilir; böyle bakınca, neden bu kadar kalıcı olduğunu anlamak kolaylaşıyor.
Özellikle yaş ya da statü farkı olan temaslarda belirginleşir. Gençler çabucak kabul etmekten kaçınır; büyükler de fazla bastırmamaya özen gösterir. Bütün alışveriş hassas bir denge üzerinde durur.
Ziyaretçiler için taarof kafa karıştırıcı olabilir. Ücretsiz bir taksi yolculuğu vaadini olduğu gibi kabul edip ödeme yapmadan ayrılırsanız şoför kendini küçümsenmiş hissedebilir. Misafirken bir teklifi anında kabul ettiğinizde ise ev sahibi, sosyal işaretleri kaçırdığınızı düşünebilir.
Bazı genç İranlılar, özellikle iş hayatında ya da pazarlıkta, taarofun hayatı zorlaştırdığını söylüyor. Yine de kimse onu bir çırpıda terk etmeye hevesli değil; insanlar arası ilişki kurmanın merkezinde kalmaya devam ediyor.
Taarof yok olmuyor; uyum sağlıyor. İnternette, iş yerlerinde ve büyük şehirlerde insanlar daha doğrudan konuşabiliyor. Aile içinde ya da geleneksel evlerde ise pek bir şey değişmiyor. Saygı ve kurallara uygun konuşma becerisi hâlâ itibar görüyor.
Uzmanlar, taarofu bütünüyle bırakmanın kaba görünebileceğine dikkat çekiyor. Bu yüzden, gündelik hayatın parçası olarak uzun süre kalacağa benziyor.
Taarof, yabancıları hazırlıksız yakalayabilen özgün bir iletişim tarzı. Ama basit bir fikre dayanıyor: karşıdakini onurlandırmak. Bir şeyi hemen kabul etmek her zaman zarif bulunmadığından, ilk hayır, uygun biçimde gelecek bir evete kapı aralar.
Bunu akılda tutunca İran’a farklı bakmaya başlıyorsunuz. Anlam, kelimeler kadar ton, tekrar ve jestlerle de taşınıyor. Taarof bu yüzden yalnızca bir gelenek değil; insanları birbirine yaklaştıran bir yol.
İran’a bir gezi planlıyor ya da sadece kültürünü merak ediyorsanız, önce taarofu öğrenmeye değer. Onu anlamak, ülkede insan etkileşiminin nasıl işlediğini kavramanıza yardımcı olur.