Harbin Buz ve Kar Festivali’nde Buz Feneri’nin kökeni, görülmesi gereken alanlar, en iyi zaman, bilet ve ulaşım, giyim ipuçları ve aktiviteler için bir rehber.
Kış bastırdığında, Çin’in Harbin kenti adeta başka bir kimliğe bürünüyor: büyüleyici, ışık saçan bir sahne gibi. Kent her yıl, daha geniş kapsamlı Harbin Uluslararası Buz ve Kar Festivali’nin parçası olan Buz Feneri Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Dünyanın pek çok yerinden ziyaretçiler, buzdan oyulan sarayları, heykelleri ve kuleleri, gece çöktüğünde parıldayan görünümleriyle izlemek için geliyor.
Bu ışıltının ardında katmanlı bir hikâye, gözden kaçan kimi ayrıntılar ve festivali yerinde görmeyi planlayanlar için işe yarar öneriler bulunuyor.
Vaktiyle Harbinliler, içine mum yerleştirilen nehir buzundan bloklarla basit buz fenerleri yapardı; küçük birer işaret ışığı gibi parlarlardı. İlk resmi sergi 1963’e uzanıyor. 1985’te tam teşekküllü bir festivale dönüştü; 2001’den bu yana da uluslararası bir etkinlik—dünyanın en tanınan kış kutlamalarından biri. Mütevazı fenerlerden görkemli bir sanata uzanan bu dönüşüm, geleneğin hâlâ yeni fikirleri beslediğini görünce kendiliğinden anlaşılır oluyor.
Festival, her biri kendi havasına sahip birkaç ana alana yayılıyor:
Zhaolin Park, hikâyenin başladığı yer. Burada Buz Feneri Sergisi kuruluyor; yüzlerce zarif figür ve aydınlatmalı heykel görülüyor. Akşamla birlikte atmosfer özellikle çarpıcı bir hal alıyor.
Ice and Snow World başlı başına bir buz şehri. Nehir buzundan yükselen görkemli yapılar—kaleler, köprüler, yükselen kuleler—renklerle yıkanıyor. Tasarımlar her yıl değişiyor; Songhua Nehri’nden kesilen bloklarla yeniden inşa edildiği için her sezon ayrı bir merak uyandırıyor.
Sun Island ise kar heykellerinin sahnesi. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen sanatçılar, durağan değil, yakından bakmaya davet eden bir incelikle eserler ortaya koyuyor.
Festival resmen 5 Ocak’ta açılıyor; hava elverirse bazı alanlar aralık sonundan itibaren ziyarete kapılarını aralıyor. Genellikle şubat sonuna kadar sürüyor; tabii dondurucu soğuk devam ettiği müddetçe.
Harbin’in kışı sert; sıcaklık -30°C’ye kadar inebiliyor. Kat kat giyinmek şart: termal içlik, kalın bir mont, eldiven, sıcak tutan botlar ve bere. Rahatlığın ilk koşulu ısınmak; önlem aldıkça keyif de artıyor.
Bu buzdan şehrin hazırlıkları kasım gibi erken bir tarihte başlıyor. Ekipler nehirden bloklar kesiyor, şekillendiriyor ve her biri birkaç yüz kilo ağırlığındaki parçaları anıtsal formlara dönüştürüyor. Sırf ölçeği bile bu işe başka bir saygıyla bakmanızı sağlıyor.
Sanatçılar yalnızca Çin’den değil, başka ülkelerden de geliyor. Her yıl bir heykel yarışması düzenleniyor; ziyaretçiler takımları sahada çalışırken izleyebiliyor—bir yanıyla atölye, bir yanıyla performans.
Zhaolin Park, Ice and Snow World ve Sun Island için biletler ayrı satılıyor. Biletleri önceden—çevrim içi ya da güvenilir tur acenteleri üzerinden—almak, kuyruk ve tükenen seans riskini azaltıyor.
Ulaşım, Harbin havaalanına uçuşla ya da hızlı trenle oldukça kolay. Central Street çevresinde konaklamak, ana alanlara erişim açısından pratik bir seçenek.
Heykellerin ötesinde sizi meşgul edecek pek çok şey var:
Harbin’deki festival, güzel formlardan oluşan bir galeriden ibaret değil. Halk ritüelinden doğup tam teşekküllü bir kış şölenine dönüşmüş bir kutlama. Kapsamı genişledikçe, ilginç biçimde, insana geçen bir sıcaklık da korunuyor; belki de emeğin gözlerinizin önünde oluşmasından.
Kışın alışılmışın dışında bir deneyim arayanları hayal kırıklığına uğratmıyor. Bu yalnızca bir gösteri değil; yeniden bakmaya çağıran, buzdan kurulmuş bir dünya.