İran’ın qanatları: Tahran’daki yeraltı su kanallarının izleri ve mirası

Tahran’ın altında kayıp qanatlar: suyun sessiz mirası
By Ninara from Helsinki, Finland - Nature Bridge and Parks, Tehran, CC BY 2.0, Link

Tahran’ın altında saklı İran qanatlarının tarihini, işleyişini ve bugünkü izlerini keşfedin. Kültürel miras, sürdürülebilir su yönetimi ve olası keşif yolları.

Trafiğin altında, kentin asfaltının, Tahran’ın gökdelenleri ile beton bloklarının arasında, geçmişten kalma unutulmuş bir parça saklanıyor olabilir. Bu ne kurgu ne de efsane. İran, modern borular ve pompalar ortada yokken, suyu yeraltındaki olağanüstü bir kanal sistemi — qanatlar — ile taşıyordu. Bugün yalnızca dağınık izleri kaldı ve çoğu fark edilmeden geçip gidiyor.

Qanat nedir, neden inşa edildi?

Qanat, dağlardan yerleşimlere doğru uzanan yeraltı tünelidir. Su, eğimi hafif tutulan hat boyunca yerçekimiyle akar — ne pompa gerekir ne elektrik. Güzergâha açılan dikey bacalar temizlik ve kontrol içindir. Sistem, 3.000 yıldan daha uzun bir süre önce Pers diyarında geliştirildi.

İran’ın kurak ikliminde bu kanallar hayat damarıydı. İçme suyunu erişilebilir kıldı, tarlaları ayakta tuttu. Bazı köylerde hâlâ çalışıyorlar — üstelik etkilerini kaybetmiş değiller.

Bunun Tahran’la ne ilgisi var?

Bu konuda kamuya açık bilgi pek yok. Açık kaynaklarda başkentin altında geniş bir ağa işaret eden haritalar ya da sağlam kanıtlar bulunmuyor. Yine de birkaç iz sürüyor. Kentin kuzeydoğusundaki Sohanak’ta insanlar, bir zamanlar içme ve sulama suyu sağlayan birkaç qanattan hâlâ söz ediyor. Bu da benzer yeraltı kaynaklarının bir dönem Tahran’a hizmet etmiş olabileceğini düşündürüyor.

Bu kanallar neden önemli?

Mesele yalnızca tarih değil. Qanatlar İran’ın kültürünün ve mirasının parçası; UNESCO da küresel değerini tanıdı. Kırsal bölgelerde tüneller hâlâ kullanılıyor, sıcaklığa ve kıt yağışa rağmen suyu tasarruflu kullanmaya yardımcı oluyor.

Tahran gibi büyük kentlerde tablo farklı. Qanatlar peyderpey kayboldu: Kimi inşaatla gömüldü, kimi unutuldu, kimi gözden çıkarıldı. Artan su baskısı çağında bu, sessiz ama işlevsel bir kaynağın yitimi gibi görünüyor — ve muhtemelen kaçırılmış bir fırsat.

Peki bir şey yapılabilir mi?

Evet. İlk adım, elde kalanları kayda geçirmek: uzun yıllardır yaşayanlarla konuşmak, eski haritaları incelemek, arşivlere bakmak. Bu kanalların bazı kısımları yıllardır görünmeden yerin altında uzanıyor olabilir. En az bunun kadar önemli olan, hikâyeyi daha geniş bir kitleye anlatmak — ilgi ve destek olmadan bu izler kolayca siliniyor.

Qanatlar, insanların zor koşullarda akılcı ve yalın yollarla ayakta kalabildiğini hatırlatıyor.

Tahran kökleriyle bağını korumak istiyorsa, işe temelden başlamak gerekebilir — ayağımızın altındaki topraktan.