Termessos antik kenti: Toros Dağları’nda sönmeyen miras

Termessos: Toros Dağları’nda zamana direnen antik kent
Ilkerulker, CC BY-SA 4.0, via Wikimedia Commons

Toros Dağları’nda gizlenen Termessos, Roma döneminde yükseldi; 5. yüzyıldaki depremle terk edildi. Bugün Güllük Milli Parkı’nda büyüleyici kalıntılar sunuyor.

Termessos, deneyimli tarih meraklılarını bile afallatabilen az sayıdaki antik kentten biri. Toros Dağları'nda, 1.050 metre yüksekte saklı; zamanın askıda kaldığı bir yer hissi veriyor. Türkiye'deki bu yerleşimin kalıntıları, doğanın neleri harekete geçirebileceğini sessizce hatırlatıyor.

Antik çağda bile Termessos, konumu sayesinde aşılması imkânsız bir sığınak sayılıyordu. MÖ 333'te Büyük İskender, böylesi bir saldırının nafile olacağını görüp kuşatmadan vazgeçti. Bu ihtiyat, kentin stratejik ağırlığını daha o dönemde açıkça gösterdi.

Asıl zirvesine Roma İmparatorluğu döneminde ulaştı. Ticaret yollarının kesiştiği noktada yer alan kent, ticaret ve kültür için dikkate değer bir merkeze dönüştü. Sıradan bir yerleşim değildi; mimarisi bunu anlatıyordu: 4.200 kişilik bir tiyatrosu ve ünüyle anılan tapınakları vardı. Kent, doğa kuşakların kurduğunu süpürüp götürene dek gelişip serpilmişti.

taşlar, ağaçlar
Shanti Alex, CC BY-SA 4.0, via Wikimedia Commons

Termessos'u yıkan savaş ya da fetih değil, 5. yüzyılda meydana gelen güçlü bir depremdi. Sarsıntı altyapıyı parçaladı ve burada yaşamı sürdürülemez kıldı. Yolların ve su sistemlerinin harap olması, sakinleri bir zamanlar canlı olan kenti terk etmeye itti.

dağlar, taşlar, merdivenler, ağaçlar
Dr._Colleen_Morgan from York, UK, CC BY 2.0, via Wikimedia Commons

Bugün Termessos, Türkiye'nin en iyi korunmuş antik kentleri arasında anılıyor. Uzak konumu onu yoğun modernleşmeden korudu; bu sayede alan büyük ölçüde özgünlüğünü muhafaza ediyor. Kalıntılar, antik yapıların etkileyici doğal manzarayla buluştuğu Güllük Milli Parkı'nın parçası.

Termessos'u ziyaret etmek, sıradan bir geziden çok, tarihle kendi sahasında karşılaşmaya benziyor. Ormanla sarılı taş sokaklarda yürürken, zamanın bu dağ eşiğinde sıkıştığını hissediyor insan. Mekân sadece geçmişe konuşmuyor; zihni ister istemez geleceğe de çeviriyor. Termessos'a ayrıcalıklı konumunu veren manzara, sonunda onun can damarını da aldı; insanın kurduklarını doğanın ne kadar kolay bozabileceğine dair keskin bir hatırlatma.