BAE’de her emirliğin çöl kumu farklı bir renge bürünür: turuncudan siyaha. Renklerin kökenini, kültürel anlamlarını ve görülmesi gereken noktaları keşfedin.
Birleşik Arap Emirlikleri denince çoğunlukla Dubai’nin ışıltılı gökdelenleri ya da Abu Dabi’nin plajları akla gelir. Oysa o parlak silüetlerin ötesinde ülkenin başka bir yüzü var: her kum şeridinin kendi tonunu taşıdığı uçsuz bucaksız çöller. Görünen o ki her emirliğin kendine özgü bir rengi var; bu tonlar yalnızca jeolojiye değil, kültüre de dokunuyor.

BAE’de her emirlik kumunun rengiyle ayırt edilebiliyor.
Abu Dabi, topraktaki yüksek demir oranının ortaya çıkardığı turuncu kumullarıyla biliniyor. Manzara adeta kalıcı bir günbatımı ışımasına bürünmüş.
Dubai, canlı kırmızı kumlarıyla öne çıkıyor. Burada da demir bol, bu da çöle doygun ve çarpıcı bir görünüm veriyor.
Şarja, kahverengi kumlarla tanınıyor. Bilim insanlarına göre bu renk, eski bitki kalıntıları ile bölgeye özgü kayaçlardan geliyor.
Acman, dingin bir beje yaslanıyor. Kumdaki nötr ton, manzaraya sessiz bir sükûnet katıyor.
Umm el-Kayveyn’in kumunda maviye çalan bir ton şaşırtıyor; bunun bölgede bulunan belirli minerallerden kaynaklanması olası.
Resü’l-Hayme, beyaz kumlarla övünebiliyor. İnce kuvars ve kabuklardan oluşan bu kumlar, yerel plajları özellikle cazip kılıyor.
Fuceyra ise siyah kumlarla bambaşka bir tablo sunuyor. Bilim insanları, bu rengi eski volkanik kayaçlarla ilişkilendiriyor.

BAE’de kum paleti sadece estetik değil, kimliğin de bir parçası. Mağazalarda yedi emirliğin kumlarının katmanlar halinde doldurulduğu küçük kavanozlar özgün birer hatıra olarak satılıyor. Her renk şeridi, kendince bir hikâye anlatıyor.
Bir de Birliğin Rengi adlı bir girişim var. Fikir, yedi farklı kumu tek bir boyada buluşturmak; emirlikler arasındaki dostluk ve birlikteliğe sembolik bir selam. Coğrafyayı ortak bir ambleme dönüştürüyormuş gibi hem somut hem de şiirsel bir düşünce.

Güzelliğinin ötesinde kumlar, gerçek tarihî buluntuları da saklıyor. 2024’te Siniya Adası’nda çalışan arkeologlar, antik bir kasabanın ve bir Hristiyan manastırının kalıntılarını gün yüzüne çıkardı; çölün görünür boşluğunun altında zengin bir geçmiş yattığını hatırlatan bir keşif.
Bu renkler yalnızca hoş bir manzara değil. Her tonun arkasında milyonlarca yıllık tarih, doğa, gelenek ve kültür duruyor. Bir araya geldiklerinde BAE çöllerine daha da şaşırtıcı, hatta daha canlı bir karakter veriyor.