Haifa’nın sanayiden teknolojiye geçişini keşfedin: Matam’ın yükselişi, limanın dönüşümü, üniversitelerle ekosistem, yeni istihdam ve kentsel yenileme adımları.
Haifa’ya hiç yolunuz düştüyse ya da yalnızca fotoğraflarına baktıysanız, muhtemelen şu çarpıcı bileşimi fark etmişsinizdir: çalışan bir ticaret limanı, Karmel Dağı’nın yeşil etekleri ve dünyanın en büyük şirketlerinin logosunu taşıyan şık binalar. Bu manzaranın arkasında gerçek bir dönüşüm hikâyesi var. Son birkaç on yılda şehir, fabrikalarla petrolün kenti olmaktan İsrail’in teknoloji merkezine doğru keskin bir dönüş yaptı—üstelik bu, kâğıt üzerinde değil, sahada yaşanıyor.
Haifa’nın tarihi derin. İnsanlar binlerce yıl önce burada yaşıyordu ve ilerleyen dönemlerde kent cam ve boya üretti. 20. yüzyıla gelindiğinde Haifa bir sanayi başkentine dönüştü: liman büyüdü, petrol rafinerileri çalıştı, kimya tesisleri tam kapasite üretim yaptı. Özellikle körfez bölgesinde büyük fabrikalar ve yakıt depoları yoğunlaşmıştı.
Bu sanayileşme dalgası ülke için önemliydi; ancak bir bedeli vardı: hava kirliliği, rahatsız edici kokular ve modern gelişme için sınırlı alan.
Bilim ve teknolojinin yükselişiyle değişim ivme kazandı. 1970’lerde, Haifa’nın güneyinde Matam teknoloji parkı kuruldu; adı Bilimsel ve Endüstriyel Merkez’e karşılık geliyor. Bugün Matam, Intel, Google, Apple, Microsoft, Amazon ve diğerlerinin bulunduğu, İsrail’in en büyük teknoloji parkı.
Toplam 120.000 metrekareyi aşan yeni bir ofis kompleksi, Matam East, şu anda inşa halinde. Bu sadece yeni metrekareler değil; Haifa’nın yüksek teknoloji dünyasına kararlı bir adım attığını gösteren bir işaret.
Yakında iki büyük üniversite var—Technion ve Hayfa Üniversitesi. Bu yakınlık, eğitimle gerçek istihdam arasında doğrudan bir köprü kuruyor: öğrenciler okurken aynı bölgede hızla iş bulabiliyor.
Haifa Limanı kentin hayati parçası olmaya devam ediyor ve o da değişiyor. Son yıllarda yeni iskeleler inşa edildi, modern vinçler kuruldu ve süreçlerin otomasyonu başladı. Kısaca: daha hızlı, daha temiz, daha kullanışlı.
2025’te kent yönetimi, limanın eski bölümlerinin—yakıt depolarının ve petrol şirketlerinin faaliyet gösterdiği alanların—kapatılacağı yeni bir planı onayladı. Yerlerine lojistik merkezleri, modern depolar ve muhtemelen konut mahalleleri gelecek. Bu, kıyıda fabrika modelinden akıllı kent yaklaşımına atılmış bir başka adım olarak okunuyor.
Asıl soru, körfez kıyısındaki geniş eski fabrika alanlarıyla ne yapılacağı. Bu tesislerin birçoğuna artık ihtiyaç duyulmuyor; yine de yüzlerce hektarı kaplıyorlar. Yetkililer bölgeyi temizlemek, tehlikeli sahaları kapatmak ve orada konutlar, parklar ile yeni ofisler inşa etmek istiyor.
Hedef net: kentin bu bölümünü yaşamak ve çalışmak için konforlu bir yere dönüştürmek. Proje büyük ve zaman alacak; ancak çalışmalar şimdiden başladı. Yönün belirlendiği hissi güçleniyor.
Pek değil. Eski sanayi çekildiğinde, işlerle birlikte çekiliyor. Fabrikalarda çalışanlar her zaman teknoloji ya da lojistiğe bir anda geçemiyor. Bu da gerilim yaratıyor.
Yine de olumlu bir tarafı var: son yıllarda Haifa’ya daha fazla yüksek teknoloji işi ekleniyor. Bu yol yeni beceriler gerektiriyor ve gençler bilişim ile ilgili mesleklere aktif biçimde yöneliyor. Bu dönüşümün mantığını gözden kaçırmak zor.
Haifa, bir kentin nasıl değişebileceğinin örneği. Fabrikalarla dumanın merkezinden, deniz, Karmel’in yeşil yamaçları ve canlı bir kültür sahnesi fonunda, çalışma, yaşam ve gelişim için modern bir mekâna dönüşüyor.
Hız yüksek değil, engeller gerçek. Yine de Haifa, ülkeyi terk etmeden ve kendi güçlü yanlarına yaslanarak bir kentin öyküsünü nasıl yeniden yazabileceğini şimdiden gösteriyor.