Ortaçağdan imparatorluklara uzanan Gori Kalesi’nin tarihi, Tskhrakara (dokuz kapı) ve savunma tünelleriyle Gürcistan’da görülmeye değer bir savunma mirası.
Gürcistan’ın kalbi Gori’de, bir tepeyi taçlandıran eski bir kale şehre yukarıdan bakıyor. Neredeyse her noktadan göze çarpıyor. İlk bakışta yıkıntı sanılabilir; oysa bu alan, savaşların, iktidar değişimlerinin ve beklenmedik dönemeçlerin katmanlı hikâyesini saklıyor.
Gori Kalesi yalnızca kadim taşlardan örülü bir halka değil. Küçük bir kentin, büyük olayların kavşağına tekrar tekrar nasıl düştüğünü hatırlatan güçlü bir işaret gibi duruyor.
Tepe, doğal bir savunma sunuyordu. Buradan çevre harita gibi önünüze serilir; yaklaşan her hareket kolayca fark edilir. Bu yüzden yerleşimin kökleri çok eskiye uzanıyor: arkeologlar binlerce yıllık tahkimat izlerine rastlıyor.
İlk yazılı anma 13. yüzyıla tarihleniyor, ancak geçmişi muhtemelen daha derine gidiyor. Gori, önemli ticaret ve askeri yolların üzerinde olduğundan kale kentin korunmasında kilit bir rol üstlendi.
Yüzyıllar boyunca rakip güçler bu sağlam mevzi için çekişti. 16.–18. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu, Persya ve Gürcü kralları arasında el değiştirdi. Her biri kaleyi güçlendirmeye ve kendi anlayışına göre yeniden kurmaya çalıştı.
Dönüm noktası Kral II. Herakleios döneminde geldi. 1774–1775’te kaleyi bütünüyle yeniden inşa ederek yapıya bugün gördüğümüz siluetin büyük bölümünü kazandırdı. En bilinen kısmı da o sırada şekillendi: dokuz girişe sahip batı kesim. Sonraki hasarlara rağmen en iyi korunan bölüm hâlâ burası.
19. yüzyılın başında Gürcistan Rus İmparatorluğu’nun parçası oldu. O andan itibaren kalenin önemi büyük ölçüde azaldı. Bir askeri karakol olarak hizmet verdi, fakat burada artık çarpışmalar yaşanmadı.
1920’de güçlü bir deprem surların bölümlerini yıktı. O günden beri yarı yıkık halde ayakta; yine de dikkat çekmeyi sürdürüyor—yalnız turistlerin değil.
Duvarlar 10 metreye kadar yükseliyor. Taştan örülü savunma düzeni, özenli bir askeri aklı ele veriyor: hendek, gizli bir su tüneli ve saldırganı yavaşlatmak için tasarlanmış karmaşık geçitler. Batı bölümü özellikle ayırt ediliyor—yerlilerin Tskhrakara dediği, Gürcücede dokuz kapı anlamına gelen kesim.
Kale, bir zamanlar savunmanın nasıl kurulduğunu gösteren somut bir örnek: sağlam, hesaplı ve zamana direnmeye niyetli.
Bugün Gori Kalesi bir askeri üs değil; tarihe adanmış bir anıt. Bazı simge yapılardan daha az tanınsa da taşıdığı anlam yoğun.
Burası, Gürcistan’ın hikâyesinin hissedildiği bir nokta: en eski çağlardan krallık dönemine, bağımsızlıktan bir imparatorluğun parçası olmaya uzanan çizgi burada okunuyor.
Yola çıkmak gündemde olmasa bile, kalenin geçmişi insanların nasıl yaşadığını, ne uğruna mücadele ettiğini ve sınırlarla iktidarın nasıl yer değiştirdiğini anlamaya yardımcı oluyor.