Astana’nın dondurucu kışı ve kentin iklimle mücadelesi

Kazakistan’ın başkenti Astana’nın dondurucu kışını, yeşil kuşağı ve 2026 iklim zirvesini keşfedin; soğukla nasıl baş ediyor, direncini nasıl artırıyor?

Yılın yarısının kış olarak geçtiği bir kenti düşünün. Sıcaklıkların –30°C’nin çok altına indiği, keskin rüzgârın size burasının kuzey olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmediği bir yer. Burası Kazakistan’ın başkenti Astana; dünyanın en soğuk başkentlerinden biri. Buna rağmen, savrulan kar ve ayazın ortasında şehir yalnızca ayakta kalmıyor—büyüyor, uyum sağlıyor ve beklenenden sık şekilde şaşırtıyor.

Gerçek bir kış

Astana geniş Kazak bozkırının ortasında yer alıyor. İklim sert: yaz kısa, kış uzun ve çok soğuk. Ocak ayında ortalama sıcaklık –12°C civarında seyrediyor; özellikle ocak ve şubatta –30°C hiç de ender değil. 2024’te de soğuk yine dişini gösterdi; düşük sıcaklıklar mevsimin büyük kısmında kalıcı oldu.

Buna güçlü rüzgâr ve kuru havayı ekleyince, buradaki kışın neden özellikle acımasız göründüğü anlaşılıyor. Günler çoğu zaman güneşli, bu da manzarayı biraz aydınlatıyor—ama soğuğu dizginlemeye yetmiyor.

Kent nasıl baş ediyor

Astana 1997’de başkent olduğunda, bu iklimde nasıl işleyeceğini hızla çözmesi gerekti. Güçlü bir ısıtma sistemi, güvenilir su temini ve sağlam bir enerji altyapısı kuruldu—kışın kentin donmasını önlemek için gereken temel yapı taşları.

Şehir büyüdükçe yeni güçlükler ortaya çıktı. Bilimsel çalışmalar, yoğun inşaatın yeşil alanları ve su varlıklarını azalttığını belirtiyor. Bu durum çevreyi zorlarken yerel iklimi de daha sert kılıyor.

Karşı hamle olarak Astana, kenti çevreleyen bir “yeşil kuşak” oluşturuyor; ağaç dikimleriyle rüzgârı yumuşatmayı, hava kalitesini iyileştirmeyi ve iklimi az da olsa ılımanlaştırmayı hedefliyor. Proje, bölgenin iklim dayanıklılığını artırmaya dönük başlıca girişimlerden biri olarak görülüyor; iddialı ama yerinde bir tercih.

Ülke ne yapıyor

Soğuk, yalnızca tek bir kentin meselesi değil. 2024’te Kazakistan, iklimin ülkenin gelişimini nasıl etkilediğini resmen tanıyan ve bununla ilgilenilmesi gerektiğini ortaya koyan bir proje başlattı. Amaç, hava kaynaklı riskleri gelecek planlamasına dahil etmek.

Ayrıca 2026’da Astana önemli bir iklim zirvesine ev sahipliği yapacak: Orta Asya ülkeleri, hava koşullarının doğurduğu zorluklara nasıl karşılık verileceğini tartışmak üzere bir araya gelecek. Böylece Astana yalnızca kendi sorunlarını yönetmekle kalmıyor; başkalarına referans olabilecek bir konum da ediniyor.

Başkent neden buraya taşındı?

Zaman zaman, böylesine soğuk bir noktaya neden başkent kurulduğu soruluyor. Gerekçe siyaset ve stratejide yatıyor. Astana, ülkenin coğrafi merkezine daha yakın; bu da yol yapımı ve yeni bölgelerin geliştirilmesi için elverişli. Bedeli ise açık: şiddetli donlar ve ısıtma ile altyapıda yüksek maliyetler.

Şehir yönetiyor, ancak her yıl görev daha zorlaşıyor. Hava düzenleri değişiyor, kışlar daha az öngörülebilir hale geliyor ve kamu hizmetlerine binen yük artıyor. Bu tablo, dayanıklılık arayışını daha da kritik kılıyor.

Astana bize ne öğretebilir

Astana yalnızca bir başkent değil; zorlu koşullarda yaşamanın günlük bir ustalık işi olduğu bir yer. Kent, inşaat, kentsel yeşillendirme ve kaynak yönetiminde yeni yaklaşımları sınamayı sürdürüyor. Kusursuz değil, fakat kaydedilen mesafe kayda değer.

İklim değişikliği aşırılıkları daha sık hale getirirse, Astana’nın edindiği deneyim sınırlarının ötesinde de işe yarayabilir.

Astana, haritada karlı bir nokta olmanın ötesinde. İnsanların her gün soğuğu alt ettiği, binalar yükselttiği, ağaçlar diktiği ve yaşamın imkânsız görünebileceği yerde çözümler bulduğu bir yer.