21:42 23-11-2025
Tazmanya’daki tarihî mahkûm yerleşimleri: Port Arthur’dan Maria Adası’na
Tazmanya’nın UNESCO Dünya Mirası mahkûm yerleşimleri: Port Arthur, Richmond Gaol, Maria Adası, Cascades Female Factory. Tarihi keşfedin, gezi ipuçları alın.
Tasmania adı çoğu kişide vahşi doğayı, özgürce gezen canlıları ve uzayıp giden sessiz ufukları çağrıştırır. Daha az bilinen tarafıysa, bugün insanlığın ortak mirası sayılan bir dizi tarihî cezaevine de ev sahipliği yapması. Bu mekânlar, yalnızca hüküm giyenlerin değil, Britanya'nın mahkûmlarını dünyanın en uzak köşesine sürdüğü bir çağın da hikâyelerini saklıyor. Kartpostallık manzarayla cezalandırmaya dayalı geçmiş arasındaki keskin karşıtlığı görmezden gelmek güç.
Mahkûmlar neden bu kadar uzağa gönderildi?
19. yüzyılda Britanya'nın hapishaneleri hınca hınç doluydu; hükümet mahkûmları kolonilere sevk etmeye başladı. O dönem Van Diemen's Land adıyla bilinen Tazmanya, başlıca varış noktalarından biriydi. 50 yıl boyunca 73 binden fazla kişi buraya gönderildi—küçük hırsızlardan, ailesini doyuramayacak hale gelenlere kadar.
Buralar yalnızca koğuşlardan ibaret değildi. Atölyelerin, imalathanelerin, tarlaların ve sıkı bir günlük disiplinin olduğu tam teşekküllü yerleşimlerdi. Kâğıt üzerinde emek ve disiplin ıslah içindi; pratikte rejim sert, çoğu zaman da acımasızdı ve herkes hayatta kalamadı.
Port Arthur: en bilinen cezaevi
Merkeze en çok yakıştırılan yer Port Arthur. Kereste kampı olarak başladı, kısa sürede “ıslah olmayanlar” için bir ceza yerleşimine dönüştü. Atölyelerde mahkûmlar metal işleri ve marangozlukla meşgul edildi; tuğla ürettiler, hatta gemi bile inşa ettiler.
Ana yapı, tek kişilik hücrelerin ve neredeyse tam bir sessizliğin hüküm sürdüğü ayrı bir hapishaneydi. Dayak, yerini tecride ve yalnızlığa bıraktı—kâğıt üzerinde düzeltici sayılan bu yöntem, uygulamada insanları çoğu kez psikolojik olarak çökertiyordu.
Hemen yakınında, yaklaşık bin kişinin gömülü olduğu “Ölüler Adası” mezarlığı bulunuyor. Orada yatanlar yalnızca mahkûmlar değil; gardiyanlar, aileleri ve çocukları da var. Bugün turlar bu adaya uğruyor ve mezar taşları hâlâ ayakta.
Kömür madeni ve kadınlar hapishanesi
Port Arthur'dan çok uzak olmayan başka bir kasvetli nokta daha var—en inatçıların gönderildiği kömür madeni. Mahkûmlar yerin altında, ağır koşullarda çalıştırılıyordu.
Tazmanya'nın başkenti Hobart'ta Cascades Female Factory ayakta kaldı. Kadınlar burada tutuldu; dikim, çamaşır ve yemekle görevlendirildi. Yaşam, erkek cezaevlerinden daha kolay değildi—kimi zaman daha da ağırdı.
İki tarihî durak daha
Richmond Gaol, Avustralya'nın en eski hapishanesi. 1825'te açıldı ve ancak 20. yüzyılın ortasında kapandı. Ziyaretçiler bugün hâlâ prangaları, daracık hücreleri ve duvarlardaki çizimleri görebiliyor.
Maria Adası'nda ise açık havada çalışırken gözetim altında tutulan mahkûmların yaşadığı Darlington istasyonu korunmuş durumda. Ceza anlayışı farklı bir model izliyordu, ama öz değişmedi: denetim ve emek.
Bugün nerede duruyorlar?
Tüm bu yerler artık devlet korumasında ve UNESCO Dünya Mirası listesinde. Değerleri yalnızca Avustralya için değil, insanlığın tarihi açısından da kabul görüyor. Bir zamanlar suçlulara nasıl muamele edildiğini, adil sayılan cezayı ve otoritenin kontrolü nasıl kurduğunu gösteriyorlar. Bu hikâye, adaletin ölçüsü üzerine bugüne de sessizce ayna tutuyor.
Port Arthur bugün yüz binlerce ziyaretçi çekiyor. Araştırmacılar eski kayıtları tarıyor, kazılar sürüyor ve gönüllüler binaların ayakta kalmasına yardım ediyor.