13:31 05-01-2026

Meghalaya’nın yaşayan köprüleri: doğayla büyüyen geçitler

Meghalaya’da Hindistan’ın yaşayan köprülerini keşfedin: Khasi ve Jaintia ustalığıyla kauçuk inciri köklerinden örülen geçitler, UNESCO adaylığıyla gündemde.

By PJeganathan - Own work, CC BY-SA 4.0, Link

Hindistan’ın Meghalaya eyaletinde, gür tepelerle coşkun nehirlerin arasında inşa edilmeyen, adeta yetiştirilen köprüler var. Bu bir mecaz değil: canlı ağaç köklerinden şekil veriliyorlar. Üstelik sadece sıra dışı görünmekle kalmıyorlar; insanlar her gün üzerlerinden geçiyor.

Yaşayan köprüler nedir?

Bu geçitler, uzun hava kökleri sarkıtan ve ihtiyaç duyulan yöne yönlendirilebilen kauçuk inciri ağacının köklerinden yapılıyor. Khasi ve Jaintia toplulukları, kökleri genellikle bir nehir boyunca karşı kıyıya uzatmak için bambudan iskeletler kullanıyor.

Bir köprünün gerçekten sağlam hale gelmesi 10, 20, hatta 30 yıl alabiliyor. Sonrasında ise yüzyıllarca hizmet verebiliyor ve zamanla daha da güçleniyor. Ağaç yaşamayı sürdürüyor, kökler büyümeye devam ediyor ve yapı her yıl dayanıklılık kazanıyor.

Bu köprüler nerede?

Meghalaya’nın ücra köylerinde, özellikle Khasi Tepeleri ve Jaintia Tepeleri’nde karşınıza çıkıyorlar. En bilineni, iki katmanlı geçişiyle Nongriat’taki çift katlı köprü. 130’dan fazlası kayıt altına alınmış durumda; yerel halk, pek az kişinin ulaştığı noktalarda muhtemelen daha fazlasının saklı olduğunu söylüyor.

Bu köprüler turistler için yapılmadı. Özellikle muson mevsiminde nehirler taşarken ve klasik köprüler sık sık sele kapılıp giderken, bölge halkının gündelik yaşamını taşıyan birer altyapı unsuru.

Şu anda ne oluyor?

2025’te eyalet yetkilileri, yaşayan köprülerin UNESCO Dünya Mirası listesine alınması için başvuru yaptı. Böyle bir tanınma, onları korumayı kolaylaştıracak. Meghalaya ayrıca eyalet yasalarını değiştirerek bu alanların “yaşayan miras” olarak resmen tanınmasına imkan sağladı.

Buna ek olarak, köprüler kültürel geleneklerin korunmasına yönelik UNESCO’nun uluslararası ödülüne aday gösterildi. Amaç, onların birer nadirlikten ibaret olmadığını; bölgenin kültürü ve çevresinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulamak.

Neden ilginç ve önemli

Yaşayan köprüler doğaya zarar vermez; tam tersine, nehir kıyılarının bütünlüğünü korumaya yardımcı olur ve çimento, metal ya da makine gerektirmez. Zaten orada olanın içinden, ağaçlara ve çevredeki peyzaja özen gösterilerek şekillendirilirler.

Bir köprünün nasıl “yetiştirileceği” bilgisi, büyüklerden gençlere aktarılır. Ne çizili planlar vardır ne de şemalar; deneyim ve dikkatli gözlem esastır. Doğayla çatışmadan, onunla birlikte çalışmanın çarpıcı bir örneği.

Yine de gelenekler solabiliyor. Gençler şehirlere göç ediyor, deneyimli ustalar azalıyor. Bu yüzden bu köprüleri zamanında fark etmek, korumak ve dünyaya göstermek önemli. Sessizce, sabrın başlı başına bir altyapı türü olabileceğini hatırlatıyorlar.

Sırada ne var?

UNESCO’dan miras statüsü çıkarsa, gelenek korunacak ve destek bulması kolaylaşacak. Bu da el becerisinin daha etkin aktarılmasını ve daha geniş bir ilgi doğmasını tetikleyebilir.

Dünya daha sürdürülebilir yaşam yolları ararken, bu köprüler meraktan fazlasını temsil ediyor. Yıkmadan nasıl inşa edilebileceğini ve doğayla aynı ritimde nasıl yaşanabileceğini gösteriyorlar.