17:39 03-01-2026
İskandinavya ve Doğu Avrupa'da kış hikâye köylerinin izi
İskandinavya ve Doğu Avrupa'da ateş başında anlatılan kış hikâyelerinin izini sürüyoruz: yaşayan anlatı geleneği, Sagobygden, festivaller ve olası dönüş.
Kışın tam ortasında, insanların hâlâ ateş başında oturup eski hikâyeleri birbirine aktardığı bir yer bulmak mümkün mü? Böyle köyler İskandinavya’da ve Doğu Avrupa’da hâlâ var.
Masal tadındaki yerler — gerçekten var mı?
Uzun kış akşamlarında insanların ateş çevresinde toplanıp anlatıları dinlediği bir köy fikri, başlı başına düşe yakın. Hele ki kışın uzadığı, folklorun günlük kültürün parçası olduğu ülkelerde. Arayış, kartpostal güzelliğinde turistik köylerden ziyade, yaşayan ve nefes alan bir geleneğin izine odaklandı.
Yine de bugün böyle yerlerin izini sürmek hiç kolay değil. Son bir yıl içinde, İskandinavya’dan ya da Doğu Avrupa’dan, dışarıda ya da ocak başında düzenlenen gerçek kış hikâye akşamlarına dair bir haber çıkmadı. Resmî sitelerde ya da yayımlanmış haberlerde tek bir örneğe rastlanmadı — bu sessizlik zaten çok şey anlatıyor.
Hikâye anlatma geleneğinin hâlâ soluk aldığı yerler
Her ne kadar kışa adanmış hikâye köyleri iz bırakmadan kaybolmuş gibi görünse de, anlatı geleneğinin kendisi yaşıyor. İsveç’te Sagobygden — Hikâyeler Diyarı — adıyla bilinen bir bölge var. Burada, eski anlatıları derleyen ve canlı anlatıcılık zanaatını korumaya yardımcı olan Efsaneler Müzesi (Sagomuseet) bulunuyor.
Ülkenin dört bir yanından anlatıcıları bir araya getiren Skellefteå’daki bir anlatıcılar festivali de düzenleniyor. Açık gökyüzünün altında yanan büyük ateşler olmayabilir; ama öz yerli yerinde: ekran ya da mikrofon olmadan, yalnızca sözle bir odayı sürükleyebilen insanlar.
Doğu Avrupa’da durum ne?
Doğu Avrupa da masallar ve efsaneler bakımından zengin. Yüzyıllar boyunca ruhlardan, ev iyelerinden, mucizelerden ve kış ritüellerinden söz eden hikâyeler kuşaktan kuşağa aktarıldı. Bugün ise bu anlatılar, bağımsız hikâye gecelerinden çok, çoğunlukla bayramların ve panayırların içinde kendini gösteriyor. En azından son bir yıl içinde, düzenli buluşmalar yapılmadı — hele ki ateş başında toplanılan türden olanlar.
Öyleyse hepsi yok mu oldu?
Hayır. Yalnızca biçim değiştirdi. Hikâyeler artık müzelerde, festivallerde ve kimi zaman okullarda yaşıyor. Onları podcastlerde ya da etkinliklerde de duyabilirsiniz. Şimdilik eksik olan, köy ortamında, ateş başında kurulan o halka.
Folklora duyulan ilgi ise sönmüş değil. Özellikle İskandinavya’da bu tür müze ve festivaller kamu desteği görüyor. İnsanlar zamanlarını daha yavaş, daha içten geçirme yolları ararken, böyle köylerin yeniden ortaya çıkmasına şaşırmamak gerekir.
Sırada ne var?
Giderek daha fazla gezgin gürültüden ve kitlesel turizmden yoruluyor. Aradıkları şey, sahici gelen bağ kurma anları, eski anlatılar, sıcaklık. Bu yüzden, akşamları hikâye anlatmanın gündelik hayatın parçası olduğu köyler fikri gerçeğe dönüşebilir. Şimdilik işaret edilecek somut bir yer yok; ama manzara değişebilir.
Şu an için, donuk kış gecelerinde ateş başında anlatılan hikâyeler güzel bir düş olarak kalıyor. Yine de bu geleneklere duyulan merak büyüyor. Belki de yakında, kışın uzun sürdüğü ve hikâyelerin hâlâ sevildiği yerlerde böyle köyler filizlenir.