13:43 31-12-2025

Japonya’da sessizleşen köyler: akiya gerçeği ve kaybolan hafıza

Japonya’nın sessiz köylerinde nüfus yaşlanıyor, akiya denilen terk edilmiş evler çoğalıyor. Kültür ve hafıza yitiyor; bu yok oluşun nedenlerini keşfedin.

By Indiana jo - Own work, CC0, Link

Gürültülü şehirler, neonla yıkanmış caddeler, mega kavşaklardan akan kalabalıklar — Japonya çoğu zaman böyle hayal edilir. Ama o bitmeyen ritmin yanı başında başka bir dünya daha var: Seslerin insanlar gibi çekip gittiği, neredeyse unutulmuş, usulca duran köyler. Oradaki sessizlik huzur değil; bir boşluk. Üstelik isteyerek doğmuş değil. Yavaş yavaş silinen Japon köylerinin izi.

İnsanlar gidiyor, köyler susuyor

Japonya’da buna özel bir ad bile var: yok olmanın eşiğindeki köyler — nüfusun neredeyse tamamını yaşlıların oluşturduğu yerler. Gençler şehirlere taşındı, yeni aileler gelmiyor, çocuk sesleri kesildi. Gunma Eyaleti’ndeki Nanamoku buna örnek; sakinlerinin üçte ikisinden fazlası emekli.

Her yıl biraz daha fazla ev boş kalıyor. Ne oturan var, ne de ilgilenen. Bu evlere akiya, yani “terkedilmiş” deniyor. Böyle yerlerde dükkânların anlamı kalmıyor, okullar kapanıyor, duraklar da kapanıyor. Hayat adeta kapat düğmesine basılmış gibi.

Bu bir gelenek değil — bir sonuç

Bu yerler kimi zaman masalsı bir dille anlatılır; sükûneti koruyan, geleneğin bekçisi yaşlılar... Oysa buradaki sessizlik maneviyattan ya da seçilmiş bir yaşam tarzından doğmuyor. Konuşacak neredeyse kimse kalmadığı için var.

Ne sokaklarda gürültü yapan var, ne okul bahçesinde oyun, ne de kafelerde kahkaha. Köy suskun; çünkü adım adım boşalıyor.

2030’a gelindiğinde, Japonya’daki her üç evden biri sahipsiz kalabilir.

Yok olan sadece insanlar değil, hafıza da

Son nenelerin bir evden ayrılmasıyla birlikte bilgi de çekiliyor; bahçeye nasıl bakılacağını, yerel bir bayramın nasıl karşılandığını, kuşaklardır burada pişen bir yemeğin nasıl yapıldığını bilen eller gidiyor. Kültürün bir parçası da onlarla birlikte yola çıkıyor.

Bazı araştırmacılar bunun doğaya da uzandığını söylüyor: tarlalar yabani otla kaplanıyor, hayvanlar yollarını değiştiriyor, eski düzen elden kayıyor.

Peki sonra ne olacak?

Bu “sessiz köyler” ne yeni bir gelenek ne de kültürel bir deney. Daha kısa bir geçmişte canlı olan yerlerin solup gitmesinin sonucu. Yine de ilgisi büyüyor: Kalanı görmeye gelenler var; kimi terk edilmiş bir ev almak istiyor, kimi sadece sessizliği duymak. O durup dinleme arzusu, yokluğun ne kadar hızlıca gündeliğin yerini aldığını tek başına anlatmaya yetiyor.