13:37 12-12-2025
Ünlü Rus filmlerinin çekildiği yerler: Moskova’dan Altay’a
Moskova’dan Soçi’ye, Kırım’dan Altay’a popüler filmlerin çekildiği Rusya rotalarını keşfedin. Adresler ve ipuçlarıyla kendi küçük sinema turunuzu planlayın.
Pek çok Rus filmi, atmosferiyle ayrılmaz bir bütün olan, benzeri olmayan çarpıcı mekânlarda çekiliyor. Bu fonlar, sevilen sahnelerin canlandığı yerlere adım atmak isteyen gezginleri de peşinden sürüklüyor. Görkemli şehir bulvarlarından dingin kırsal manzaralara uzanan bu setlerin her biri izini bırakıyor. İşte popüler filmlerin çekildiği ve küçük bir sinema kaçamağı için hâlâ ziyaret edebileceğiniz Rusya’daki ünlü adreslere kısa bir tur.
Moskova — The Irony of Fate, or Enjoy Your Bath!
Yeni yıl klasiği The Irony of Fate, or Enjoy Your Bath! kolektif hafızaya kazınmış; sahneleri anında tanınıyor. Hikâyenin ikinci yarısının geçtiği ana sahne Moskova. Olayın merkezindeki adres de 3. İnşaatçılar Sokağı, Bina 25, Daire 12 — kahraman Zhenya Lukaşin’in, Leningrad’daki aynı binayla karıştırıp yanlışlıkla girdiği ev.
Gerçekte, filme bu kadar ağırlık veren bina Novoshçukinskaya Sokağı’nda (No. 6, Bina 3) yer alıyor. Lukaşin’in hatasını fark etmeden bir yabancının evine yerleştiği o meşhur anlarda görülen cephe de burası. Bir apartman girişinin, bir film böylesine yankı bulduğunda nasıl halk anlatısına dönüştüğünü görmek manidar.
Diğer Moskova simgeleri sokak ve taksi sahnelerinde çıkarken, iç mekânlar stüdyo platolarında yeniden kuruldu. Bugün Novoshçukinskaya’daki adres, Rus sinemasının en sevilen yılbaşı öykülerinden birinin şekillendiği kapıyı görmek isteyenler için küçük bir ziyaret noktasına dönüşmüş durumda.
Saint Petersburg — Admiral
Admiral (2008), Rus İç Savaşı’nın kilit isimlerinden Amiral Aleksandr Kolçak’ı anlatan bir tarihsel dram. Filmin büyük bölümü, 20. yüzyıl başının dünyasını titiz bir saygıyla canlandırmaya imkân veren Saint Petersburg’da çekildi.
Ülkenin deniz gücünün simgesi olan Amiralite Binası, başlıca fonlardan biriydi. Kolçak’ın hikâyesine doğal bir şekilde oturan bu anıtsal yapı, deniz subaylarının gündelik hayatı ve resmî törenlerin dış çekimlerine ev sahipliği yaptı.
Bir diğer önemli mekân, Bolşaya Morskaya Caddesi’ndeki Polovtsov Konağıydı. 19. yüzyıl sonlarında inşa edilen yapı, dönemin ışıltısını taşıyan kabul ve salon sahnelerine mekân oldu; iç dekoru çağın görkemini yakaladı.
Prodüksiyon ayrıca Vasilyevski Adası’nın Strelka’sında ve Nikolsky Deniz Katedrali’nde çalıştı; bu noktalar filmi kentin tarihî dokusuna sıkıca bağladı. Deniz ve filo sahneleri ise Rus Donanması’nın kadim kalbi Kronstadt’ta çekildi; buradaki kaleler ve askerî tesisler, yapımın denizci ruhuna sertlik kattı. Tarihî dramı böylesine kendiliğinden bir ihtişamla taşıyabilen şehir az bulunur.
Kaliningrad — Brother
Aleksey Balabanov’un Brother (1997) filmi Saint Petersburg mekânlarıyla ünlüdür; ancak devamı olan Brother 2’nin bir bölümü, kilit sahnelerin arka planını oluşturan Kaliningrad’da çekildi.
Kaliningrad, dönemin sertliğini ve toplumsal dalgalanmalarını öne çıkaran yeraltı dünyasıyla bağlantılı bölümlere ev sahipliği yaptı. Liman, yasa dışı çevrelerde dolaşan karakterler için merkezi bir dekor oldu. Yük gemileri, iskeleler ve endüstriyel ufuk çizgisi, post‑Sovyet havayı damıtarak hikâyenin daha görkemli manzaralarıyla tezat kurdu.
Kentin merkezi, bazı tarihî sokaklar dâhil, bakımsızlık ve çöküş havasını çağırmak için kullanıldı. Bu sahneler, Sergey Bodrov’un canlandırdığı kahramanın suç düzenlerine batmış figürlerle karşılaşmasına bir zemin sağladı. Königsberg mirasının izleri olan eski binalar ve sanayi kalıntıları, bir dönemden ötekine geçişi ima eden gerilimli bir fon oluşturdu; ortaya, kahramanın kaos ve adaletsizlikle mücadelesini yansıtan bir şehir manzarası çıktı.
Kırım, Ay‑Petri Dağı — Kidnapping, Caucasian Style
Leonid Gaidai’nin 1966 yapımı komedisi Kidnapping, Caucasian Style, or Shurik’s New Adventures Kafkasya’da geçse de çekimlerin büyük kısmı Kırım’da yapıldı. Kayalıkları, nehirleri ve yemyeşil tepeleri, Kafkas manzarası için kusursuz bir dublör oldu.
Önemli bir çekim üssü, özellikle Demerdzhi Nehri vadisi olmak üzere Aluşta çevresiydi. Nina’nın (Natalya Varley) kaçırıldığı o meşhur sahne, geniş dağlar ve kanyonların fonunda burada kuruldu.
Sudak’taki Ceneviz Kalesi de filmin imza mekânlarından biri oldu; duvarları ve burçları, görüntülere yaşanmışlık ve egzotizm kattı. Piknik sahneleri ise Kırım’ın suyu en bol şelalesi sayılan Cür‑Cür yakınlarında çekildi.
Ay‑Petri masifi ise filmin belirleyici arka planlarından birine dönüştü. Yalta’ya çok uzak olmayan güney kıyıların üzerinde yükselen bu dağ, Karadeniz’e, Yalta’ya ve çevredeki zirvelere geniş manzaralar sunarak hikâyenin dağ geçişleri için ideal bir tuval sağladı.
Buradaki en akılda kalan bölümlerden biri, Şurik’in Nina’yı kaçıranların elinden kurtarması. Avrupa’nın en uzun ayaksız açıklıklarından biri olarak bilinen Ay‑Petri teleferiği de filmde yer alıyor; zirveye çıkan hat bugün de büyük manzaralar peşindeki ziyaretçileri çekiyor. O yüksek irtifalı komik kovalamacaların izini sürmek için Ay‑Petri’ye yönelmenin neden hâlâ cazip olduğu kolayca anlaşılıyor.
Karelya — Love and Doves
Vladimir Menşov’un 1984 tarihli Love and Doves’u, sıcaklığı ve mizahıyla olduğu kadar, köy hayatını adeta elle tutulur kılan mekânlarıyla da izleyiciyi kazandı.
Çekimler Karelya ile Karadeniz kıyısı arasında paylaşıldı. Hikâyenin kırsal omurgası, Onega Gölü yakınındaki Medvejyegorsk Bölgesi’ne bağlı küçük Karelya köyü Vertep’te kuruldu. Ahşap evler, ormanlar ve dalgalı tepeler, Vasiliy Kuzyakin’in (Aleksandr Mihaylov) ve ailesinin yaşamını çerçeveledi.
Vertep, bir Sovyet köyünün ritimlerini ve geleneklerini zorlamasız bir gerçeklikle yakalıyor. Karelya’nın gölleri ve görkemli doğası, aile bağları ve dolambaçlı duygular üzerine kurulu bu öyküye lirik bir arka plan sağlıyor.
Vasiliy’nin Raisa Zaharovna (Lyudmila Gurçenko) ile tanıştığı deniz kıyısı bölümleri ise Karadeniz’de, Abhazya’nın Gagra kentinde çekildi. Güneşli plajlar, yalın ama sıcak köy dünyasına parlak bir karşı ağırlık oluşturuyor; tatil beldesi ile taşra arasındaki tezatı keskinleştiriyor. Bu ikili, bugün de hayranları iki manzaraya birden çekmeye devam ediyor.
Bakü, Azerbaycan — The Diamond Arm
Leonid Gaidai’nin 1968 yapımı The Diamond Arm, Sovyet sinemasının köşe taşlarından biri. İstemeden kaçakçıların ağına düşen uysal Semen Gorbunkov’un (Yuri Nikulin) hikâyesi, çekildiği yerlerin de katkısıyla tadını buluyor.
Başlıca mekânlardan biri Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ydü. Doğulu bir liman kentinin atmosferi burada canlandı. Sahilde, Gorbunkov’un düşüp sinirini boşalttığı ve ardından içinde mücevher saklı alçının kaderini belirleyen o anlara ev sahipliği yapıldı. Komedide bile şehir manzarası, hikâyenin ciddiyetini yükseltebiliyor.
Bakü, İçerişehir’in dar sokakları ve avlularında yapılan bir gezintiyle de filmde belirgin bir Doğu lezzeti kuruyor.
Bir diğer önemli sahne arkası, pek çok tatil bölümünün çekildiği Soçi’ydi: otel sekansları, kordon gezintileri, plajlar ve sahil kasabasındaki rahat turlar burada kuruldu.
Ünlü balık tutma sahnesi—Gorbunkov’un farkında olmadan kaçakçıların notunu taşıyan balığı yakaladığı an—Novorossiysk yakınlarındaki Abrau‑Dyurso çevresinde, Abrau Gölü’nde çekildi. Berrak suyu ve dingin kıyıları, sahneye tam isabet bir zemin sağladı. Bu çekim noktalarının zamanla başlı başına birer rota hâline gelmesine şaşmamak gerek.
Altay Dağları — Jungle
2012 tarihli Jungle, Rusya’nın bir dizi çarpıcı manzarasında dolaştı; filmin başlıca “ada” görüntüsünü ise Altay Dağları verdi. Bölgenin vahşi güzelliği, hikâyenin ıssız ve ele avuca sığmaz dünyasına cuk oturdu.
Batı Sibirya’nın güneyinde yer alan Altay, seyrek nüfuslu ve yoğun biçimde görkemlidir: sarp dağlar, billur nehirler, gür ormanlar. Kurgu, karakterleri (Vera Brejneva ve Sergey Svetlakov) ıssız bir adaya düşürse de, vahşi doğa sahnelerinin çoğu burada çekildi. Doğa, hikâyenin büyük kısmını kendi başına anlatıyor.
Altay’ın en büyük ve Rusya’nın en derin göllerinden biri olan Teletskoye Gölü, birçok kilit sahnenin çıpası. Dik kıyıları ve cam gibi yüzeyi, yalnızlık duygusunu artırıyor. Ekip ayrıca Altay’ın kanyonları ve köpüklü nehirlerinden yararlandı; öngörülemez akıntılar, aksiyona serin bir sertlik kattı. Böylesi manzaralar, komik bir fikri bile doğayla gerçek bir sınava dönüştürüyor.
Tula Bölgesi — Kholop
2019’da vizyona giren Kholop, son yılların gişede en başarılı Rus filmlerinden biri oldu. Yapımcılar, hikâyeye doku ve inandırıcılık katan, çağrışımı güçlü tarihî mekânları seçti.
Moskova Bölgesi’ndeki Serednikovo Malikanesi başlıca lokasyondu—baş kahramanın gönderildiği köy burada kuruldu. Malikanenin köklü geçmişi ve etkileyici mimarisi, köy yaşamının önemli sahnelerini çerçeveledi.
Moskova’daki Kolomenskoe Müzesi‑Rezervi de tarihî kıyafetli sahneler için önemli bir arka plan sundu; özgün yapıları ve ufukları filme iyi hizmet etti.
Kaluga Bölgesi’nin kırsal manzaraları da kullanıldı—sevimli köyler, tepeler ve nehirler, Rusya’nın kalpgâhını hissettirdi. Tula Bölgesi’nde, Oka Nehri’nin manzaralı kıyılarındaki Polenovo Müzesi‑Rezervi ise yapımın dayanaklarından birine dönüştü. Yeşil ormanları, geniş tarlaları ve dalgalı yamaçları, başlıca sahneler için fon sağladı. Seçilen mekânlar, beyazperdedeki dünyanın kurulma hissini değil, yaşanmışlık duygusunu güçlendiriyor.
Çekimlerin bir bölümü, Tula Bölgesi’ndeki diğer köylerde de yapıldı; ormanlık tepeler ve su yolları, gerçek bir Rus taşrasının portresini tamamladı. Filmin ardından Polenovo gibi noktalar daha da fazla ziyaretçi çekti.
Soçi, Kislovodsk — Cheburashka
2023’te gösterime giren Cheburashka, başta Soçi ve Kislovodsk olmak üzere bir dizi tablo gibi mekânda açıldı; doğal dram ile mimari zarafeti harmanlayarak masalsı bir ton kurdu.
Ilıman iklimi ve çeşitlenen manzaralarıyla Soçi başlıca sahneydi. Cheburashka’nın yeni bir dünyaya adım attığı anlar, tatil kentinin öne çıkan noktalarında çekildi. Egzotik bitkileri ve zarif mimarisiyle Dendraryum, hayret duygusunu inşa etmek için özellikle elverişliydi.
Çekimler Arboretum’da ve Olimpiyat Parkı’nda da sürdü. Dağların deniz kıyısının ardında yükseldiği bu şehir, filme kendine özgü bir büyü katıyor.
Prodüksiyonun bir bölümü ünlü Kafkas kaplıca kenti Kislovodsk’a taşındı. Tertemiz dağ havası ve manzaralı çevresi, özellikle Avrupa’nın en büyük parklarından biri sayılan Kislovodsk Millî Parkı’nda çekilen sahnelerde, yeşil vadiler, kıvrılan patikalar ve Kafkaslar manzarasıyla filmin romantizmini derinleştirdi.
Merkezdeki sahneler ise kentin mimarisini—tarihî yapılar ve kaplıca komplekslerini—sıcacık ve samimi bir atmosfer için kullandı. Bazı çekimler Krasnodar Krayı çevresinde de yapıldı; dağ ve orman görünümleri, filmin büyüsünü zenginleştirdi. Birlikte ele alındığında Soçi ile Kislovodsk, Cheburashka’nın maceralarını hem çekici hem de zamansız kılan görsel bir dünya kuruyor.